Ayşe Şasa, Türk sineması ve edebiyatının özgün isimlerinden biriydi ve Yeşilçam filmlerine değer katan usta kalemler arasında yer aldı. Hem sinema hem de edebiyat alanında önemli katkılar sağlayan yazar, hayatının belirli dönemlerinde derin bir içsel yolculuğa çıkarak delilik ve maneviyat arasında gidip geldi. Günümüzde hala incelenen ve değerlendirilen Ayşe Şasa’nın hayatı, eserleri ve sinema ile edebiyat dünyasına bıraktığı miras büyük ilgi görüyor. Peki Ayşe Şasa kimdir ve ne zaman aramızdan ayrıldı?
İşte detaylar…
Ayşe Şasa Kimdir?

Ayşe Şasa, Türk edebiyatı ve sinemasının özgün kalemlerinden biri olarak tanınan bir yazar, senarist ve düşünürdü. Hem Yeşilçam’ın gelişimine katkılarıyla hem de ruhsal gelişimini ele alan eserleriyle Türk kültür hayatında önemli bir yere sahiptir.
Ayşe Şasa Kaç Yaşındaydı?
Ayşe Şasa, 1941 yılında İstanbul’da doğdu ve 2014 yılında 73 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Ayşe Şasa Nereliydi?
Ayşe Şasa, köklü bir Osmanlı ailesinden gelen İstanbullu bir yazardı ve hayatının büyük bir kısmını İstanbul’da geçirmiştir.
Ayşe Şasa Kariyer Başlangıcı

Ayşe Şasa, Robert Kolej’deki eğitiminden sonra sinemaya ilgi duymaya başladı ve 1960’lı yıllarda Türk sinemasında senarist olarak çalışmaya başladı. Dönemin önemli yönetmenleriyle iş birliği yaparak özellikle Metin Erksan ve Atıf Yılmaz’la çalışmalar yaparak Yeşilçam’a farklı bir bakış açısı getirdi.
Ayşe Şasa’nın Yazdığı Senaryolar
-
Ah Güzel İstanbul (1966)
-
Utanç (1972)
-
Bir Türk’e Gönül Verdim (1969)
Ayşe Şasa Kitapları

Ayşe Şasa, sinemanın yanı sıra edebiyat alanında da derinlikli eserler verdi ve yazılarında kimlik, modernleşme, inanç ve delilik kavramlarını ele aldı.
Öne çıkan kitapları:
-
Delilik Ülkesinden Notlar (1993)
-
Yeşilçam Günlüğü (1998)
-
Şebek Romanı (2004)
Ayşe Şasa Özel Hayatı

Ayşe Şasa, varlıklı bir aileden gelmesine rağmen hayatı boyunca içsel çatışmalar ve kimlik arayışlarıyla uğraştı. 1970’lerde ağır bir psikolojik bunalım geçirdikten sonra şizofreni teşhisi konuldu ve uzun bir süre toplumdan izole bir şekilde yaşadı.
Bu dönemde tasavvufa yönelen Şasa, Kenan Rifai’nin öğretilerinden etkilendi ve inanç ile maneviyat sonraki düşünsel yolculuğunun merkezine yerleşti. Evlenmeyen Şasa, hayatını iç dünyasına ve yazılarına adamıştır.